Yönetmeninin ismini internette sürekli görüyordum, hakkında bildiğim tek şey kendine özgü, farklı filmler çektiğiydi ve ben de merakımı gidermek üzere Irreversible’ı izledim.
Filmde ciddi bir hukuk düzeni ve toplum eleştirisi var. Duyarsız, çürümüş bir toplumun ve işlemeyen adaletin nasıl mide bulandırdığını, trajedilere sebep olduğunu, sıradan bir insanı bir katile dönüştürebildiğini anlatıyor.
İzlemesi zor bir filmdir. Bazı sahneler asla aklınızdan çıkmayabilir. Filmi izlemeden önceki "siz" olamazsınız. Bu durum olumsuz da olabilir, haberlerde okuyup geçtiğiniz olaylara gerçek bir empati yaptırabilmesi açısından olumlu da. Ona göre kararınızı verin.
İzlemediyseniz, spoiler nedeniyle devamını okumamanız tavsiye edilir.
Film, yönetmen tarafından, izleyicide kasıtlı olarak oluşturulan bir mide bulantısı sekansıyla başlar, sesle ve kameranın dönüşüyle… O sırada öfkeli, derinden acı çeken iki adamın birini aradığını görürüz. Adamlar, onu bulduğunda şiddetli bir şekilde döver ve kafasını tüple vurarak ezer. Kırmızı ışık altında, sürekli dönen kamerayla, sebebini bilmediğimiz bir şiddetle karşı karşıyayızdır.
Yüzü parçalanmış bir kadınla, başında ağlayan eşini görürüz. Kadının kocası ve eski sevgilisi filmin ilk sahnelerinde barda birini arayan ve onu öldüren kişilerdir. Mafya görünümlü iki kişi gelip kadına bunu yapan kişiyi bulmayı teklif eder. Adamlar da polis ve hukuk yerine, yeraltı dünyasından gelen adamların aracılığıyla, intikamını bizzat almayı tercih eder.
Bunun bir intikam hikayesi olduğunu anlarız. Ancak kadına tam olarak ne olduğunu hala bilmiyoruzdur. Film, sondan başa akmaktadır.
Filmin ortalarında bir tecavüz sahnesi vardır. Alt geçitten geçen masum kadına, filmin başında öldürülmek istenen adam tecavüz eder.